Franchise’ta Gerçekler: Kazanç, Risk ve Doğru Yatırımın Şifreleri

Franchise’ta Gerçekler: Kazanç, Risk ve Doğru Yatırımın Şifreleri  Franchise sektörü, doğru adımlar atıldığında yatırımcıya büyük fırsatlar sunarken, yanlış kararlar alındığında ciddi kayıplara da yol açabilen dinamik bir yapıya sahiptir; bu röportajda, yıllara dayanan saha tecrübesiyle sektöre yön veren bir bakış açısını, gerçekçi değerlendirmeler ve yatırımcılara yol gösteren samimi tavsiyeler eşliğinde ele alıyoruz.

Bu röportajda, franchise danışmanlığı alanında 2003 yılından bu yana aktif olarak çalışan, yüzlerce yatırımcının ve markanın büyüme sürecinde yer alan Murat Koraltay Acer ile franchise sisteminin bugünü, yatırımcıların yaptığı hatalar ve doğru franchise yatırımı hakkında samimi ve gerçekçi bir sohbet gerçekleştirdik.

1. Franchise danışmanlığına nasıl başladınız ve bu alanda sizi öne çıkaran temel fark nedir?

Franchise sistemiyle tanışmam oldukça erken bir döneme dayanıyor. Türkiye’de franchise kavramının yeni yeni konuşulmaya başlandığı, özellikle Pizza Hut’ın Türkiye pazarına girişiyle bu iş modelinin daha görünür hâle geldiği yıllardan itibaren sektörü yakından takip ediyordum. O dönemde Türkiye’de franchise sistemine dair bilgi, deneyim ve profesyonel danışmanlık altyapısının oldukça sınırlı olduğunu net şekilde gözlemliyordum.

Bu eksikliği fark ettikten sonra süreci sadece izlemekle yetinmedim. Franchise sistemini doğru anlayabilmek ve bu alanda gerçekten uzmanlaşabilmek adına çeşitli eğitimler aldım, farklı iş modellerini inceledim ve uluslararası örnekleri araştırdım. Amacım, franchise’ı sadece bir büyüme yöntemi olarak değil, sürdürülebilir bir iş modeli olarak ele almaktı.

2003 yılında aktif olarak franchise sektöründe çalışmaya başladım. Bu süreç, teorik bilginin sahada test edildiği ve gerçek deneyimle birleştiği bir dönem oldu. Franchise alma ve verme tarafında yaşanan sorunları, beklentileri ve yanlış bilinen doğruları birebir gözlemleme fırsatı buldum.

2004 yılı ise benim için önemli bir dönüm noktasıdır. Bugün hâlâ Türkiye’nin en büyük ve en bilinen bebek markalarından biri olan bir markanın franchise sisteminin kurulmasında aktif rol aldım. Bu marka için franchise altyapısının sıfırdan oluşturulması, benim franchise danışmanlığı yolculuğumdaki ilk somut ve güçlü başlangıcım oldu.

Bu ilk tecrübenin ardından Franchise Borsası çatısı altında Türkiye’nin en büyük markalarının franchise sistemlerinin kurulması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması süreçlerinde yer aldık. 2026 yılına kadar yaklaşık 350 franchise şubesinin hayata geçirilmesine katkı sağladık ve bu yatırımların ülke ekonomisine kazandırılmasında aktif rol üstlendik. Beni bu alanda farklı kılan en temel unsur ise franchise’a sadece “şube sayısı” odaklı değil, doğru yatırımcı–doğru marka eşleşmesi perspektifiyle yaklaşmamdır Franchise’ta Gerçekler: Kazanç, Risk ve Doğru Yatırımın Şifreleri

2. Franchise almak isteyen yatırımcılar size en sık hangi soruyla geliyor?

Franchise almak isteyen yatırımcıların neredeyse tamamı görüşmenin daha ilk dakikasında aynı iki soruyu soruyor: “Bu işten zarar eder miyim?” ve “Bu şehirde bu iş tutar mı?” Aslında bu sorular son derece doğal, çünkü yatırımcılar sermayelerini ve emeklerini riske atarak bir yola çıkıyorlar. Ancak burada altını çizmem gereken önemli bir gerçek var.

Dünyanın hiçbir yerinde bu sorulara net ve kesin bir şekilde “hayır, zarar etmezsiniz” demek mümkün değildir. Böyle bir garanti vermek ya ticaretin doğasını hiç bilmemekten ya da karşısındaki insanı yanıltarak ondan fayda sağlamaya çalışmaktan ibarettir. Ticarette kesin kazanç vaadi diye bir kavram yoktur ve bunu yatırımcıya en baştan dürüstçe söylemek gerekir.

Ben yatırımcılara her zaman şunu ifade ediyorum: Ticarette kâr ve zarar kardeştir. Ancak doğru etüt edilmiş bir iş modeli, iyi araştırılmış bir sektör, müşteriyle buluşmayı kolaylaştıran doğru lokasyon ve sağlam bir altyapı ile açılan bir işletmede zarar etme riski ciddi ölçüde minimize edilebilir. Franchise sisteminin temel avantajı da tam olarak burada devreye girer.

Görüşmenin sonunda genellikle şu cümleyle konuyu kapatırım: “Cennetin anahtarı bizim elimizde değil.” Bu kapıyı açacak olan kişi yatırımcının kendisidir. İşin başında verilen emek, kurulan ekip, disiplinli çalışma ve sahaya hâkimiyet, bu soruların gerçek cevabını zaten çok kısa sürede yatırımcının kendisine gösterecektir.


3. Sizce yatırımcıların franchise alırken yaptığı en büyük hata nedir?

Yatırımcıların franchise alırken yaptığı en büyük hata kısa vadeli düşünmektir. Özellikle son yıllarda birkaç ay içinde trend hâline gelen sektörlerin, sosyal medya üzerinden abartılı şekilde parlatılarak insanlara sunulduğunu çok sık görüyoruz. Bu tür dönemlerde bir ürün ya da hizmet aniden patlama yapıyor ve herkes bu alana yönelmek istiyor.

Ancak sorun şu ki; bu patlamalar genellikle geçici oluyor. O anın hevesiyle, yılların birikimini bu geçici trendlere yatıran yüzlerce insan, birkaç ay kazanç elde etse bile uzun vadede ciddi kayıplar yaşayabiliyor. Ne yazık ki bu tablo her dönemde, farklı sektör ve ürünlerle tekrar tekrar karşımıza çıkıyor.

Franchise yatırımı yaparken asıl odaklanılması gereken nokta, geçici popülerlik değil, sürekliliktir. Yani insanların her zaman ihtiyaç duyduğu, talebi dönemsel olarak düşmeyen sektörler öncelikli olarak değerlendirilmelidir. Gıda, temel hizmetler ve sürekli tüketim alanları bu yüzden franchise sisteminde daha sağlıklı sonuçlar verir.

Ben yatırımcılara her zaman şunu tavsiye ediyorum: Bir işe girerken önce müşterinin ihtiyaç sıralamasını doğru analiz edin. Ardından o işi kurmayı planladığınız bölgenin pazar yapısını, rekabet durumunu ve tüketici alışkanlıklarını mutlaka araştırın. Bu iki adım yapılmadan verilen her karar büyük risk taşır.

Aksi takdirde, 3–5 ay para kazandıran ancak sonunda kaybettiren bir işe, hem geçmişteki birikimi hem de geleceğe dair hayalleri yatırmak kaçınılmaz hâle gelir. Franchise sistemi, doğru kullanıldığında güçlü bir fırsattır; yanlış zamanda ve yanlış sektörde tercih edildiğinde ise ciddi zararların kapısını aralayabilir.

4. Franchise almak mı yoksa kendi markasını kurmak mı daha mantıklı?

Franchise almanın en büyük avantajı, yıllar boyunca bir başkasının emek vererek oluşturduğu bilgi birikimini, yani know-how’ı, belirli bir bedel karşılığında satın alabilmektir. Bir markanın deneme-yanılma süreçlerinden geçmiş, piyasada kabul görmüş bir ürün ya da hizmetle yola çıkmak, sıfırdan marka oluşturmaya kıyasla her zaman daha kolay ve daha kontrollüdür. Franchise’ta Gerçekler: Kazanç, Risk ve Doğru Yatırımın Şifreleri

Kendi markasını kurmak elbette mümkündür, ancak bu yol çok daha fazla zaman, sermaye ve risk gerektirir. Ürünün kabul görüp görmeyeceği, müşteri alışkanlıklarının nasıl şekilleneceği ve pazarda ne kadar sürede yer edinileceği tamamen belirsizdir. Franchise sisteminde ise bu belirsizliklerin büyük bölümü daha yolun başında test edilmiştir.

Denemiş, tutmuş ve pazarda karşılığı olan bir markanın satışını yapmak, özellikle girişimin ilk yıllarında yatırımcıya ciddi avantaj sağlar. Marka bilinirliği, operasyonel süreçler ve pazarlama stratejileri büyük ölçüde hazırdır. Bu da yatırımcının enerjisini sıfırdan bir sistem kurmaya değil, işi büyütmeye odaklamasını sağlar.

Bunun yanı sıra franchise sisteminin psikolojik bir avantajı da vardır. İşlerin yolunda gitmediği dönemlerde, sırtınızı yaslayabileceğiniz bir sistemin ve bir markanın arkanızda olduğunu bilmek, girişimciye önemli bir güven ve motivasyon sağlar. Yalnız olmadığını hissetmek, karar alma süreçlerinde ciddi bir rahatlık yaratır.

Bu nedenlerle, özellikle ilk kez iş kuracak ya da riskini daha kontrollü yönetmek isteyen yatırımcılar için franchise almak, kendi markasını sıfırdan oluşturmaya kıyasla çok daha avantajlı ve sürdürülebilir bir yol sunar.

5. Türkiye’de franchise sistemi son yıllarda nasıl bir değişim gösterdi?

Bu soruya son birkaç yılı baz alarak cevap vermek daha doğru olur. Çünkü son dönemde yaşanan ekonomik gelişmeler, franchise sistemi dâhil olmak üzere tüm girişimcilik ekosistemini doğrudan etkiledi. Özellikle kira, personel ve ürün maliyetlerinde yaşanan ciddi artışlar, yatırımcıların karar alma süreçlerinde daha temkinli davranmasına neden oldu.

Geçmiş yıllara kıyasla yatırımcılar artık yalnızca iş fikrine değil, sürdürülebilirliğe ve maliyet yönetimine çok daha fazla odaklanıyor. Artan giderler, franchise yatırımının geri dönüş süresini uzatabiliyor ve bu durum doğal olarak yatırımcıların gözünü bir miktar korkutuyor. Özellikle ilk kez yatırım yapacak kişiler daha fazla araştırma yapma ihtiyacı hissediyor.

Bunun yanı sıra, birikimi olan yatırımcılar için alternatif kazanç araçlarının da cazip hâle geldiğini görüyoruz. Faiz gibi, daha az riskli ve düzenli getiri sağlayan yatırım seçenekleri, elindeki nakdi korumak isteyen yatırımcıları franchise yatırımlarına karşı daha temkinli bir bakış açısına yöneltiyor.

Ancak tüm bu tabloya rağmen franchise sistemi tamamen durma noktasına gelmiş değil. Aksine, daha bilinçli ve seçici bir yatırımcı profili oluşmaya başladı. Yatırımcılar artık “her franchise olur” anlayışından uzaklaşıp, doğru sektör–doğru marka–doğru lokasyon üçlüsüne odaklanıyor.

Ben bu sürecin geçici olduğunu düşünüyorum. Ekonomik dengelerin yeniden oturması ve maliyetlerin öngörülebilir hâle gelmesiyle birlikte, önümüzdeki birkaç yıl içinde franchise sistemine olan ilginin yeniden artacağını ve sektörün daha sağlıklı bir zeminde büyüyeceğini öngörüyorum.

6. Franchise yatırımında “en kârlı sektör” diye bir kavram gerçekten var mı?

Tek bir sektör için “en kârlısı budur” demek doğru olmaz. Ancak “en kârlı sektörler” diye bir tanımlama yapmak çok daha gerçekçidir. Çünkü her sektör, kendi içinde farklı yatırım bütçelerine, farklı risk seviyelerine ve farklı hedef kitlelere hitap eder.

Örneğin kadın kozmetik sektörü, franchise sisteminde en kârlı alanlardan biri olarak öne çıkar. Ancak bu sektörün kuruluş maliyetleri zaman zaman milyon dolar seviyelerine kadar çıkabilmektedir. Bu da her yatırımcı için ulaşılabilir bir alan olmadığı gerçeğini ortaya koyar.

Buna karşılık, yine yüksek kârlılık potansiyeline sahip olan anne, bebek ve çocuk mağazacılığı sektörü vardır. Bu alan, yaklaşık 50 bin dolar seviyelerinde kurulabilecek yatırımlarla da franchise imkânı sunabilmektedir. Her iki sektör de benzer bir müşteri kitlesine hitap eder; ancak yatırımcıyı tamamen farklı liglerde bağlayan iş modelleridir.

Benzer bir durum kafe sektörü için de geçerlidir. Doğru lokasyonda, yüksek kira maliyetlerine rağmen kârlı olabilecek kafe yatırımları varken; bunun yaklaşık onda biri maliyetle açılabilecek sokak lezzetleri konseptleri de ciddi kazançlar sağlayabilmektedir. Yani yatırımın büyüklüğü ile kârlılık her zaman doğru orantılı değildir.

Sonuç olarak, en kârlı sektör her zaman “genel” olarak değil, o işin yapılacağı bölgenin gerçek ihtiyacının doğru tespit edilmesiyle ortaya çıkar. Bölge analizi yapılmadan, hedef kitle belirlenmeden ve rekabet durumu incelenmeden yapılan hiçbir yatırım, uzun vadede sürdürülebilir kârlılık sağlamaz.

7. Düşük sermayeli yatırımcılar için franchise hâlâ mantıklı mı?

Bu sorunun cevabı benim için kesinlikle evet. Çünkü sermayesi sınırlı olan bir yatırımcının, sıfırdan kurduğu bir işi tanıtması, kabul ettirmesi ve belirli bir noktaya taşıması için ciddi bir pazarlama ve reklam bütçesine ihtiyacı olacaktır. Bu bütçe çoğu zaman işin kuruluş maliyetinin bile önüne geçebilir.

Franchise sisteminde ise bu yük büyük ölçüde ortadan kalkar. Yatırımcı, zaten tanınmış ve piyasada kabul görmüş bir markanın parçası olarak yola çıkar. Marka bilinirliği, müşteri güveni ve hazır iş modeli sayesinde, tanıtım için cebinden ekstra ve büyük rakamlar çıkarmak zorunda kalmaz.

Bu durum özellikle düşük sermayeli yatırımcılar için önemli bir avantaj sağlar. Çünkü sınırlı kaynakların yanlış harcanma riski azalır ve yatırımcı enerjisini işin tanıtımına değil, operasyonun doğru şekilde yürütülmesine odaklayabilir.

Ayrıca franchise sistemi, küçük bütçeli yatırımcıların tek başına altından kalkmakta zorlanacağı birçok süreci merkezi destekle yönetme imkânı sunar. Eğitim, operasyon, ürün ve pazarlama desteği, yatırımcının hata yapma riskini ciddi ölçüde düşürür.

Bu nedenlerle, sermayesi az olan ancak doğru işi yapmak isteyen yatırımcılar için franchise modeli, bugün hâlâ en mantıklı ve en güvenli iş kurma yollarından biri olmaya devam etmektedir.

8. Bir franchise markasının gerçekten hazır olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Bir franchise markasını değerlendirirken ilk baktığımız nokta, çoğu kişinin sandığı gibi sektör ya da ürün olmaz. Benim için asıl belirleyici unsur, o sistemin kurucusu ve yöneticileridir. Çünkü bir franchise sistemini uzun vadede ayakta tutacak olan şey, sadece iş fikri değil, o fikri yöneten insanların öngörüsü, becerisi ve karakteridir.

Ne yazık ki günümüzde birçok sektörde benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. İş tutup büyüdükten sonra, ortaya çıkan kârı gören bazı yöneticilerin duruşlarının değiştiğini ve kısa vadeli kazanç odaklı kararlar almaya başladığını görüyoruz. Bu değişim, franchise sistemine güvenerek yatırım yapan birçok insanın ciddi zararlar yaşamasına neden olabiliyor.

Franchise sistemi bir ortaklık kültürüdür. Eğer sistemin başındaki kişiler bu kültürü içselleştirmemişse, marka ne kadar iyi olursa olsun sürdürülebilirlik ciddi şekilde riske girer. Yatırımcıyı sadece şube açan bir müşteri olarak gören bakış açısı, franchise ruhuna tamamen aykırıdır.

Bu yüzden bir markayı değerlendirirken, yöneticilerin kriz dönemlerindeki duruşuna, yatırımcıyla iletişim biçimine ve uzun vadeli planlarına özellikle bakarım. Bugünü değil, yarını nasıl yönetecekleri benim için en önemli göstergedir. Franchise’ta Gerçekler: Kazanç, Risk ve Doğru Yatırımın Şifreleri

Kısacası, insan faktörü benim için her zaman ilk sırada gelir. Doğru insanlar tarafından yönetilmeyen hiçbir franchise sistemi, ne kadar iyi bir fikre sahip olursa olsun, uzun vadede sağlıklı şekilde büyüyemez.

9. Franchise veren firmalar en çok hangi noktalarda zorlanıyor?

Franchise veren firmaların en çok zorlandığı alanların başında, uygun şartlarda dükkân temini geliyor. Doğru lokasyonu bulmak, kira dengesini sağlamak ve uzun vadede sürdürülebilir bir yer seçimi yapmak, markalar için ciddi zaman ve maliyet gerektiren bir süreçtir.

Bunun hemen ardından, birlikte çalışılacak doğru ekip arkadaşlarını bulma konusu gelir. Franchise sistemi büyüdükçe, hem merkez kadroda hem de saha tarafında işi gerçekten sahiplenen, markayı temsil edebilecek nitelikli insan kaynağına ihtiyaç artar. Bu ihtiyacı karşılamak her geçen gün daha da zorlaşmaktadır.

Bir diğer önemli zorluk ise franchise almak isteyen doğru yatırımcıya ulaşmaktır. Her başvuru yapan yatırımcı, marka için uygun olmayabilir. Doğru yatırımcıyı seçmek, sistemin geleceği açısından en az doğru lokasyon kadar kritik bir konudur.

Bu üç başlık – dükkân temini, insan kaynağı ve yatırımcı bulma – franchise veren firmalar için en çok zaman ve para harcanan alanlar arasında yer alır. Yanlış bir tercih, hem markaya hem de yatırımcıya ciddi zararlar verebilir.

Bu nedenle başarılı franchise markaları, büyümeyi sadece şube sayısı üzerinden değil, doğru adımlar atarak ve sağlam bir yapı kurarak yönetmek zorundadır.

10. Markalar franchise verirken hangi hataları tekrar ediyor?

Bu soruya cevap verirken özellikle bir ayrım yapmak gerekiyor. Türkiye menşeli markalar ile yurt dışı merkezli franchise markaları arasında bu konuda ciddi bir yaklaşım farkı bulunuyor. Türkiye’de birçok markanın yaptığı en büyük hata, sadece sermayesi var diye kendisini yatırımcı olarak tanımlayan herkesle franchise sözleşmesi masasına oturmasıdır.

Oysa franchise sistemi, yalnızca para ile yürüyen bir yapı değildir. Bu yaklaşım kısa vadede şube sayısını artırıyor gibi görünse de uzun vadede markaya ciddi zararlar verebilmektedir. Yanlış yatırımcı seçimi, operasyonel sorunlar, marka algısının zedelenmesi ve sistem içi huzursuzluklar bu hatanın kaçınılmaz sonuçlarıdır.

Yurt dışı merkezli franchise markalarına baktığımızda ise çok daha profesyonel bir süreç görüyoruz. Bu markalar, yatırımcıyı sadece finansal gücüyle değil; iş disiplinine, yönetim becerisine, sahadaki duruşuna ve markaya uyumuna göre değerlendiriyor. Gerekirse aylarca süren değerlendirme süreçleri uygulamaktan çekinmiyorlar.

Bu profesyonel yaklaşım, franchise sisteminin uzun ömürlü olmasının temel nedenlerinden biridir. Şube sayısından önce sistemin sağlığına odaklanıldığı için, bu markalar kriz dönemlerinde bile ayakta kalmayı başarabiliyor.

Özetle, franchise verirken yapılan en büyük hata, niceliği nitelikten üstün tutmaktır. Doğru yatırımcıyı seçmek, bir markanın geleceğine yapılacak en önemli yatırımdır.

11. Yatırımcı ile marka arasında yaşanan en yaygın anlaşmazlık sebebi nedir?

Ülkemizde yaşanan en yaygın sorunlardan biri, franchise sözleşmesi imzalandıktan sonra merkez ile yatırımcı arasındaki ilişkinin zayıflamasıdır. Pek çok franchise sisteminde, sözleşme imzalanana kadar gösterilen ilgi ve alakanın, şube açıldıktan sonra ciddi şekilde azaldığını görüyoruz.

Bu durum yatırımcıyı, özellikle işin ilk aylarında, dükkânıyla baş başa bırakıyor. Oysa franchise sisteminde en fazla desteğe ihtiyaç duyulan dönem, işletmenin açılış sonrası ilk birkaç ayıdır. Bu süreçte yeterli destek alamayan yatırımcılar, kendilerini yalnız hissetmeye başlıyor.

Merkez desteğinin azalması, operasyonel hataların artmasına, motivasyon kaybına ve zamanla marka ile yatırımcı arasında güven sorunlarının oluşmasına neden olabiliyor. Bu da anlaşmazlıkların temelini oluşturuyor.

Franchise sisteminin ruhu, sözleşme imzalandıktan sonra başlar. Eğitim, saha desteği, denetim ve iletişim bu aşamada kesintisiz devam etmelidir. Aksi hâlde franchise modeli, yatırımcı açısından sadece bir tabela kiralamaya dönüşür.

Bu nedenle sağlıklı bir franchise sisteminde, merkez ile yatırımcı arasındaki ilişki sözleşme anında değil, işletme faaliyete geçtikten sonra daha da güçlenmelidir.

12. Franchise sözleşmelerinde yatırımcıların özellikle dikkat etmesi gereken maddeler hangileri?

Franchise sözleşmeleri aslında iki taraflı olması gereken hukuki metinlerdir. Ancak ne yazık ki uygulamada, bu sözleşmelerin büyük bir kısmı ağırlıklı olarak merkezi koruyan maddelerden oluşmaktadır. Bu da yatırımcı tarafında ciddi dengesizlikler yaratabilmektedir.

Bu nedenle yatırımcıların, franchise sözleşmesini imzalamadan önce yalnızca kendi yükümlülüklerine değil, merkezin sorumluluk ve yükümlülüklerini düzenleyen maddelere özellikle dikkat etmesi gerekir. Eğitim, operasyon desteği, pazarlama katkısı ve saha desteği gibi konuların sözleşmede açık ve net şekilde yer alması büyük önem taşır.

Merkezin hangi durumlarda, ne kadar süreyle ve nasıl destek vereceğinin net olarak tanımlanmadığı sözleşmeler, ilerleyen süreçte ciddi anlaşmazlıklara zemin hazırlar. Sözlü vaatlerin değil, yazılı maddelerin esas alındığı unutulmamalıdır. Franchise’ta Gerçekler: Kazanç, Risk ve Doğru Yatırımın Şifreleri

Yatırımcı açısından bir diğer önemli nokta da sözleşmenin tek taraflı fesih şartlarıdır. Bu maddelerin adil ve dengeli olup olmadığı mutlaka değerlendirilmelidir.

Özetle, franchise sözleşmesi imzalanmadan önce yatırımcıların en az merkez kadar korunup korunmadığını sorgulaması ve özellikle merkezin yükümlülüklerini detaylı şekilde incelemesi gerekir. Bu adım atlanırsa, ileride telafisi zor sorunlar yaşanabilir.

13. Yatırım geri dönüş süresi (ROI) yatırımcılar için ne kadar gerçekçi hesaplanıyor?

Franchise merkezleri yatırım geri dönüş süresini genellikle 18–24 ay olarak ifade eder. Bu rakamlar teorik olarak mümkün olsa da, her işletme için birebir geçerli olacak kesin süreler değildir. Gerçek geri dönüş süresi, işin sahadaki performansına göre şekillenir.

Bir işletmenin gerçek anlamda ne zaman geri dönüş sağlayacağını anlayabilmek için, öncelikle tüm genel giderlerinin netleşmesi ve ilk birkaç aylık cironun sağlıklı şekilde gözlemlenmesi gerekir. Bu veriler ortaya çıkmadan yapılan geri dönüş hesapları, çoğu zaman beklentiyle sınırlı kalır.

Bazı işletmeler için geri dönüş süresi 18 aydan daha kısa olabilirken, bazı durumlarda bu süre 4–5 yıla kadar uzayabilir. Hatta ne yazık ki bazı mağazalar, yatırım geri dönüşünü tamamlayamadığı gibi uzun vadede kâr bile edemeyebilir.

Bu nedenle yatırımcılara her zaman gerçekçi olmalarını tavsiye ediyorum. Franchise sistemi riskleri azaltır ama tamamen ortadan kaldırmaz. Rakamları sadece sunum dosyalarına bakarak değerlendirmek, yatırımcıyı yanıltabilir.

Profesyonel destek almadan, detaylı analiz yapılmadan girilen her iş, ilerleyen süreçte ciddi sorunlar yaşatabilir. Franchise yatırımında başarı, doğru beklentiyle yola çıkmakla başlar.

15. 2026 ve sonrası için franchise sektöründe hangi trendler öne çıkıyor?

2026 ve sonrasına baktığımızda, dijitalleşmenin hâkim olacağı sektörlerde çok ciddi kazanç kapılarının oluşacağını net şekilde söyleyebiliriz. Dijital altyapıya sahip iş modelleri, hem ölçeklenebilirlik hem de maliyet avantajı açısından franchise sistemlerinde daha fazla öne çıkacaktır.

Bu doğrultuda ilerlemek, yatırımcılara gelecekte önemli artılar kazandırabilir. Özellikle online satış, dijital pazarlama ve teknolojiyle entegre edilmiş franchise modelleri, klasik iş yapma biçimlerinin önüne geçmeye başlayacaktır.

Bununla birlikte bazı sektörler vardır ki, dönemsel dalgalanmalardan daha az etkilenir. Gıda sektörü, kadın odaklı iş modelleri ve anne–bebek–çocuk alanı, her zaman temel ihtiyaçlara hitap ettiği için franchise sisteminde güvenli liman olmayı sürdürmektedir.

Bu sektörler, doğru yönetildiğinde ve doğru lokasyonlarla desteklendiğinde, uzun vadede yatırımcıyı yarı yolda bırakmaz. Tüketim alışkanlıkları değişse bile, bu alanlardaki talep hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmaz.

Özetle, geleceğin franchise trendleri dijitalleşme ile temel ihtiyaç sektörlerinin dengeli bir şekilde birleştiği modeller üzerinden şekillenecektir.

16. Yabancı franchise markalarına ilgi artıyor mu, yatırımcılar neden bu markaları tercih ediyor?

Evet, yabancı franchise markalarına olan ilgi son dönemde belirgin şekilde artmış durumda. Bunun en temel nedeni, bu markaların yatırımcıya daha profesyonel, daha sistemli ve daha öngörülebilir bir yapı sunmasıdır. Süreç yönetimi, sözleşme disiplini ve operasyonel destek konularında yatırımcıya güven vermeleri tercih edilmelerinde önemli rol oynuyor.

Ancak bu tabloyu sadece yabancı markaların lehine okumak doğru olmaz. Bizim asıl görevimiz, ülkemizden çıkan franchise firmalarının da aynı profesyonel altyapıya kavuşmasını sağlamak ve onları uluslararası arenaya taşıyabilmektir.

Türkiye’den çıkan markaların doğru yapılandırıldığında dünyada çok güçlü bir karşılık bulabileceğine inanıyorum. Ürün kalitesi, girişimcilik ruhu ve pazar deneyimi açısından büyük bir potansiyele sahibiz.

Franchise danışmanlığının temel misyonlarından biri de bu potansiyeli doğru sistemlerle birleştirerek, yerli markaların global ölçekte söz sahibi olmasının önünü açmaktır.

17. Franchise danışmanlığı almak gerçekten gerekli mi, yoksa yatırımcı tek başına ilerleyebilir mi?

Franchise danışmanlığı almak elbette mecburi bir durum değildir. Yatırımcı kendi başına da bir franchise yatırımına girebilir. Ancak yılların tecrübesinden faydalanmanın kimseye bir zararı olmayacağı da çok açık bir gerçektir.

Kendi başına yola çıkan bir yatırımcı, çoğu zaman sürecin ilerleyen aşamalarında bazı eksiklerle karşılaşır. Bu eksikler bazen sözleşme aşamasında, bazen lokasyon seçiminde, bazen de operasyonel süreçlerde ortaya çıkar. Ne yazık ki bu noktaya gelindiğinde yapılacak hataların bedeli ağır olabilir.

Bir franchise danışmanı, daha önce defalarca yaşanmış bu sorunları tecrübesi sayesinde önceden görür. Yatırımcıya “olduktan sonra çözmek” yerine, “olmadan önce önlem almak” konusunda yol gösterir.

Bu nedenle franchise danışmanlığı, bir zorunluluktan ziyade riskleri azaltan, doğru karar alma sürecini hızlandıran ve yatırımcıyı koruyan bir destek mekanizması olarak görülmelidir.

18. Sizin “kesinlikle uzak durun” dediğiniz franchise profili nasıl olur?

Sosyal medya tarafından hızla parlatılan ve kısa sürede büyük vaatlerle sunulan her projeye mutlaka temkinli yaklaşmak gerekir. Bu tür projeler çoğu zaman gerçeğinden daha büyük gösterilir ve yatırımcıda acele karar alma duygusu oluşturur.

Ben bu noktada yatırımcılara her zaman “bekle–gör” taktiğini uygulamalarını tavsiye ediyorum. Bir franchise sistemi, gerçekten sağlam bir yapıdaysa zaman içinde kendini zaten gösterecektir. Sadece birkaç ayda ortaya çıkmış, sahada yeterince test edilmemiş projeler ciddi risk barındırır.

Yatırım yapmadan önce markanın geçmişini, mevcut şubelerinin performansını ve sistemin sürdürülebilirliğini izlemek büyük önem taşır. Aceleyle alınan kararlar, genellikle telafisi zor sonuçlar doğurur.

Özetle, hızlı büyüyen değil; doğru büyüyen franchise sistemleri tercih edilmelidir. Sosyal medya ilgisi geçici olabilir, ama yapılan yatırım kalıcıdır.

19. Franchise Borsası olarak yatırımcıya ve markalara nasıl bir yol haritası sunuyorsunuz?

Biz ekip olarak, bir fikri alıp onu dünya markası hâline getirebilecek altyapıya ve deneyime sahip olduğumuza inanıyoruz. Franchise danışmanlığını yalnızca aracılık faaliyeti olarak değil, markanın ve yatırımcının yol arkadaşı olma sorumluluğu olarak görüyoruz.

Henüz marka kurma aşamasında olan girişimcilerden, kendini sahada kanıtlamış ve büyümek isteyen markalara kadar geniş bir yelpazede destek sunuyoruz. Bir iş fikrinin doğru sistemle büyütülmesi, sağlam bir franchise altyapısı kurulması ve sürdürülebilir şekilde yayılması için bütün süreci planlıyoruz.

Aynı zamanda franchise almak isteyen yatırımcılar için de doğru marka–doğru yatırım eşleşmesini sağlamayı misyon edindik. Amacımız, yatırımcının sadece bugününü değil, yarınını da güvence altına alacak kararlar almasına yardımcı olmak.

Her iki taraf için de uzun vadeli kazanım sağlayan, sağlıklı ve dengeli franchise modelleri oluşturmak, bizim temel çalışma prensibimizdir.

20. Franchise yatırımı düşünen ama kararsız olanlara tek bir cümleyle ne söylemek istersiniz?

Yatırımdan beklentilerini netleştirmeden, çok güçlü bir araştırma yapmadan ve tüm riskleri gerçekçi şekilde değerlendirmeden hiçbir işe birikimlerini yatırmasınlar; çünkü son kararı da, o kararın sonuçlarını da nihayetinde kendileri yaşayacaktır.  Franchise’ta Gerçekler: Kazanç Risk ve Doğru Yatırımın Şifreleri

Yazar: Murat Koraltay Acer – Franchise Danışmanı
Unvan: Franchise Borsası – Firma Sahibi
İletişim: 0553 333 33 83 | info@franchiseborsasi.com.tr
Denetim: Bu yazı Franchise Borsası ekibi tarafından denetlenmiştir.

Ad / Soyad